Tasarrufa son derece önem verirdi. Hayatı boyunca israftan kaçmış ve tasarruf bilinci içinde yaşamıştır. O’nun tabağında yemek, bardağında su artırdığını göremezdiniz. Matbu evrakların arka yüzünü müsvedde olarak kullanmadan atmak, O’na göre israftır. O’na göre başarıya ulaşmanın yolu; azim, sabır, sebat, cesaret ve çalışmadır.

Randevu yerine herkesten önce gelirdi.

Her sabah gazetesini en ince teferruatına kadar okurdu. Ülke meseleleri ile yakından ilgilenirdi. Politikaya hiç karışmamıştır; fakat O’na göre ülkemiz için gerekenler yeterince yapılmamış ve de yapılmamaktadır.

Gençliğinde keman çalmış; yaşlılık günlerinde ise Büyükdere (Sarıyer)’deki evinin balkonuna oluşturduğu camlı mekanda tambur öğrenmeye çalışmıştır.

Türk Sanat Müziğine meraklıydı ve büyük Üstat Münir Nurettin SELÇUK’un neredeyse tüm plak ve kasetlerini defalarca dinlemekten hoşlanırdı.

Polisiye ve macera romanlarını okumayı, tiyatroya gitmeyi severdi. İstanbul Sanat ve Kültür Festivali’nin kurucularındandır.

Seyahati, bilhassa gemi ile seyahati daha çok severdi.

Bahçesi ile bizzat meşgul olurdu. Bir ara kanarya, daha sonraları sun’i ilkâhla orkide yetiştirmiştir.

Tevazu sahibiydi; bu kadar büyük hayırları yapmış olmasına rağmen kimse onun bunlarla övündüğünü görmemiştir.

Az konuşup, çok iş yapardı. Bilmediğini öğrenmek, O’nun en önemli vasfıydı.

Kafasına takılanı bilenine sormaktan çekinmezdi.Giyiminde titiz; yemesinde, içmesinde kanaatkar; gerek evinde gerek işinde tertipliydi.

O’na göre; para iyi bir dost, savaşılması gereken bir düşmandı. O nedenle O’nu yerinde ve zamanında kullanmasını bilmek gerekirdi; “İnsan paranın esiri olmamalıdır” derdi.

Dini inançları çok sağlamdı. Vakit namazlarını evinde veya iş yerinde kaçırmamaya çalışırdı. Vaktinde kılamadıklarını evinde kaza ederdi. Hac farizasi için yerine vekil göndermişti. İnanç konusundaki düşüncesi; Allah ile kul arasına kimsenin giremeyeceği yönündedir.

Akıl ve mantık adamıydı ve herşeyden önce “İnsan” kişi idi. Herkese saygılı, her görüşe değer verirdi. Küçük-büyük, zengin-fakir, tanıdık-tanımadık, demez herkese gönüllerini alarak yaklaşmasını bilirdi. Acaba onu “hayırseverlikte” herkesten farklı yapan bu “insanlığı” değil midir?

On Altın Öğüt

(İzzet Baysal’ın çok beğendiği ve mutlu bir hayat için herkese tavsiye ettiği anonim sözler)

  1. Düşünmeye vakit ayır, düşünce güç için kaynaktır.
  2. Eğlenmeye vakit ayır, eğlence gençliğin sırrıdır.
  3. Okumaya vakit ayır, okuma bilginin pınarıdır.
  4. Duaya vakit ayır, dua güç anlarda direnmenin desteğidir.
  5. Sevmeye vakit ayır, sevme yaşamı tatlı kılan şeydir.
  6. Anlaşmaya vakit ayır, anlaşma yaşama güzel bir tat verir.
  7. Gülmeye vakit ayır, gülme ruhun güzelliğidir.
  8. Vermeye vakit ayır, verme günün aydınlığıdır.
  9. İşini iyi yapmaya vakit ayır, iyi iş kişiyi kendine saygın yapar.
  10. Teşekküre vakit ayır, teşekkür yaşam pastasının kremasıdır.

www.utak2018.ibu.edu.tr